Flaş Haber Işadamlari dört gözle bu karari bekliyor

Flaş Haber Işadamlari dört gözle bu karari bekliyor
İŞADAMLARI DÖRT GÖZLE BU KARARI BEKLİYOR

Çalışma ziyareti için Türkiye’ye gelen Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek, Ankara’nın Filistin sorununun çözümünde oynadığı rolü övdü. Gül ise vizeyi kaldırma teklifi sundu..

Son dönemde Suriye, Libya ve Ürdün ile vize uygulamasını karşılıklı olarak kaldıran Türkiye, Mısır ile de benzer bir adım atmak için harekete geçti. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Ankara’da ağırladığı Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’e, iki ülke arasında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması’nı (STA) hatırlatarak vizenin de kaldırılması önerisinde bulundu. Mısır yönetiminin buna sıcak baktığı, kendi içinde bir çalışma yapacağı bildirildi. Ankara, yakın bir zaman içinde Kahire’nin gerekli adımları atmasını bekliyor.

Mısır Devlet Başkanı Mübarek, Türkiye’ye bir çalışma ziyareti gerçekleştiriyor. Mübarek, dün Ankara’da Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile ayrı ayrı görüştü. Edinilen bilgilere göre Çankaya Köşkü’ndeki Gül-Mübarek görüşmesinde, ağırlıklı olarak Filistin sorunu ele alındı. İki ülke ilişkilerinin geliştirilmesi üzerinde de duran liderler, Serbest Ticaret Anlaşması’nın imzalanmasının ardından ticaret hacminin 3 milyar doları aşmasına dikkat çekti. Cumhurbaşkanı, Türkiye’nin Mısır ile de karşılıklı olarak vizeyi kaldırmak istediğini konuk lidere aktardı. Abdullah Gül, Türkiye’nin son dönemde bu yönde bölgesinde attığı adımlara dikkat çekti. Türkiye ile Mısır arasındaki STA’ya işaret eden Cumhurbaşkanı, vize uygulamasında sorunlar olmadığına ancak vizenin kaldırılmasının oluşturacağı psikolojik etkiye işaret etti. Kaynaklar, Kahire’nin vizenin kaldırılmasına sıcak baktığını, bu yönde bir çalışma yapacağını aktardı. "Mutabakata varıldı" denilmesi için erken olduğu ifade edilirken, Ankara yakın bir gelecekte gerekli adımların atılacağına inanıyor. Türkiye, son dönemde Ürdün, Libya ve Suriye ile karşılıklı olarak vizeleri kaldırmıştı.
TÜRKİYE’NİN ORTADOĞU ROLÜNE ÖVGÜ
Komşu ülkelerden Gürcistan ve İran ile de vize uygulaması bulunmuyor. Kuzey Afrika ülkelerinden Fas ve Tunus da Türk vatandaşlarına vize uygulamıyor.
Dünkü görüşmede, başkenti Doğu Kudüs olarak bir Filistin devletinin kurulması, işgal altında bulunan toprakların Filistinlilere iadesi, Gazze’deki ablukanın kaldırılması ve Filistin’deki bölünmüşlüğün giderilmesi konularında iki ülkenin görüş birliği içinde olduğu tespit edildi. Hüsnü Mübarek, görüşme sonrasında düzenlenen ortak basın toplantısında, "Ortadoğu’nun mutedil güçlerinden biri" olarak tanımladığı Türkiye’nin tutumunu övdü. Mübarek, "Türkiye’nin Filistin sorununun çözümündeki tutumunu takdir ediyoruz. Türkiye, barışa büyük önem veriyor." ifadesini kullandı. Cumhurbaşkanı Gül ise, "Türkiye ve Mısır, Doğu Akdeniz’in iki çok önemli ülkesi olduğu gibi İslam dünyasının da önemli iki ülkesidir. Filistinlilerin uzlaşmalarıyla ilgili konular hakkında Mısır’ın büyük gayretlerini yakinen takip ediyoruz." dedi.
Taraflar, İsrail-Filistin barış sürecindeki tıkanma sebebiyle yeni seçimlerde aday olmayacağını açıklayan Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’a da bu kararını gözden geçirmesi çağrısında bulundu.
Türk işadamları, dört gözle vize kararını bekliyor
Türk ve Mısırlı işadamları, iki ülke arasındaki vizenin kaldırılmasını bekliyor. Türk-Mısır İşadamları Derneği Başkanı Zeki Ekincik, son yıllarda artan karşılıklı ticaret hacminin, vizenin kaldırılmasıyla katlanacağını belirtiyor. Ekinci, konunun sadece ticari olarak değerlendirilmemesi gerektiğini de vurgulayarak, Türk ve Mısır halklarının bu şekilde birbiriyle daha da yakınlaşacağının altını çiziyor. Afrika ve Ortadoğu’ya açılan en önemli kapılardan biri olan Mısır, 85 milyonluk nüfusuyla Türk işadamları için büyük bir pazar özelliği taşıyor. Mısır, ucuz iş gücü ve maliyetlerinden dolayı pek çok işadamının yatırım şartlarını araştırmak için sık sık ziyaret ettiği ülkelerin başında geliyor. ZAMAN

Haberin Devami

RECEP TAYYİP ERDOĞAN ( helal olsun )

RECEP TAYYİP ERDOĞAN ( helal olsun )
BAŞTAN SONA İZLEYELİM…

RECEP TAYYİP ERDOĞANIN ŞU SÖZLERİNE DİKKAT EDİN VE SONRASINA…

SİZ KÜRT KARDEŞİMİZ BİLE DİYEMİYORSUNUZ KÜRÇE KONUŞAN KARDEŞİMİZ BİLE DİYEMİYORSUNUZ

ALLAH’IN KÜRT OLARAK YARATTIĞI BİR İNSANA KÜRT OLDUĞUNU SÖYLEMEK BİR LÜTUF MUDUR?

BİR BÖLÜCÜLÜK MÜDÜR?

İNSANLAR ETNİK YAPI OLARAK DOĞUŞTAN ÖYLE DOĞARLAR SONRADAN ETNİK İSMİ KAZANAMAZLAR EĞER BUNU BİLİRSENİZ HA O
ZAMAN TÜRKİYEDEKİ FARKLI ETNİK YAPILARADA SAYGININDA NE OLDUĞUNU ÖĞRENİRSİNİZ

VEEE BİR CHP’Lİ VATANDAŞ BİR CÜMLE KURAR
ARDINDAN RECEP TAYYİP ERDOĞAN;

AFERİM ÖĞRENİYORSUN BİŞEYLER :) )

KONUŞMANIN SONU….

ATATÜRK ÖLENE KADAR TÜRK PARALARININ ÜZERİNDE ATATÜRK’ÜN RESMİ ÖLDÜKTEN SONRA İNÖNÜNÜN RESMİ

İŞTEE SİZ BUSUNUZ…..

Haberin Devami

Flaş Haber Helal olsun başbakan’im:baykal ve bahçeli’yi çildirtan sözler

Flaş Haber Helal olsun başbakan’im:baykal ve bahçeli’yi çildirtan sözler
BAYKAL VE BAHÇELİ’YI ÇILDIRTAN SÖZLER VİDEO

Meclis’teki görüşmelerde CHP lideri Baykal, MHP lideri Bahçeli’den sonra kürsüye Başbakan Erdoğan çıktı. Erdoğan, MHP’nin demokratik açılım karşısındaki tavrını DTPnin söylemleri ile ortaya koydu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, DTP’nin PKK ve DTP’nin taleplerine sırt dönüldüğünü, ciddiye alınmadığını, devre dışı bırakıldığını, MHP’nin de PKK ve DTP’ye taviz verildiğini söylediğini belirterek, "Hangisi doğru? İki tarafın söylemleri bile hükümetin gerçekten ne yaptığını ve ne yapmadığını ortaya koyduğu gibi hükümetin ne kadar isabetli bir kararla doğru yolda olduğunu gösteriyor. Çok ilginçtir, DTP de dağa çıkmaktan bahsediyor, MHP de dağa çıkmaktan bahsediyor. Biz ise her zaman olduğu
gibi sağduyunun sesiyiz, birliğin, beraberliğin, kardeşliğin sesiyiz. Hepinizi buraya, parlamentoya, siyaset yapmaya çağırıyoruz. Farkımız bu" şeklinde konuştu. Başbakan Erdoğan, TBMM Genel Kurulu’ndaki 2010 yılı bütçe görüşmelerinde yaptığı konuşmasında demokratik açılım sürecine ağırlık verdi. Demokratik açılım sürecini sabote, provoke ve tahrik etmenin kimseye yarar sağlamayacağını belirten Başbakan Erdoğan, "Diyorlar ki, ülkeyi geriyorsunuz, ülkeyi bölüyorsunuz. Peki üç aydır bizim attığımız hangi adım, açılım sürecinin hangi başlığı ülkeyi geriyor, ülkeyi bölüyor? Attığımız hangi adıma alternatif ürettiniz? Gerilim üreten sizin hayali senaryolarınız, kara
kampanyalarınız, iftira ve tahriklerinizdir" dedi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ve grubundan bir ricada bulunduğunu belirten Başbakan Erdoğan, "Kameraysa işte burada kamera, mikrofonsa işte burada mikrofon, milletin izlemesini istiyorsanız, millet zaten izliyor. Lütfen sonuna kadar dinleme tahammülünü gösterin. Umarım yine buradan bırakıp gitmezsiniz. Burası çok önemli" diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, ‘İster güvenlik güçlerimiz ve askerlerimiz olsun, ister ona silah doğrultan kandırılmış gençler olsun, hepsi bizim çocuklarımız, akmakta olan kan kardeş kanıdır" sözlerinin Deniz Baykal’a ait olduğunu belirterek, gelen tepkiler üzerine, "Sana görevini hatırlatıyorum. Rahat ol rahat" ifadelerini kullandı.
CHP Tunceli raporundaki ‘Terörle Mücadele Yasasının 8. maddesi ve TCK’nın 312. maddeleri kapsamında olup doğrudan teröre karışmamış tüm tutuklu ve hükümlüler için kısmi genel af çıkartılarak ülkede hoşgörü ve iç barış ortamına geçişin zemini hazırlanmalıdır. Bu anlayışla Kürt kökenli yurttaşlarımız da dil, kültür, folklor ve kimliklerini koruma, geliştirme ve açıklayabilme, kendi anadillerinde yazılı basın, televizyon dahil yayın yapabilme, özel okullarda kendi anadilleri ile eğitim yapabilme’ ifadeleri
hatırlatan Başbakan Erdoğan, CHP’lilerin tepkileri üzerine, "Bunlar yanımda, yanımda. Tekrar bunu yenilediniz" şeklinde konuştu.
Baykal’ın ‘CHP’nin böyle bir raporu yoktur’ sözleri üzerine ise Başbakan Erdoğan, "Bunları bana sen gönderdin" dedi.
CHP’nin hazırladığı belirtilen çeşitli raporlardan parçalar okuyan Başbakan Erdoğan, Baykal’ın karşı çıkması üzerine, "İşine geldiği zaman bunlar var, işine geldiğinde bunlar yok. Sayın Baykal’ı artık iyi tanıdım, akşam başka, sabah başka" ifadelerini kullandı.
DTP-MHP KARŞILAŞTIRMASI
DTP’nin uç eleştirilerinin benzerlerini aynı şekilde bu süreçte MHP’nin de yaptığını belirten Başbakan Erdoğan, "DTP, PKK’nın muhatap alınmamasını, PKK ile müzakere yapılmamasını eleştiriyor. MHP, PKK’nın muhatap alındığını, PKK ile müzakere edildiğini söylüyor. DTP, PKK’nın tasfiye edilmeye çalışıldığı, MHP, PKK’nın meşrulaştırılmaya çalışıldığını söylüyor" şeklinde devam etti.
Gelen tepkiler üzerine Başbakan Erdoğan, ”O başka bu başka, hangisi doğru? Bizim yaptığımız doğru, olay bu. Çünkü biz ne onu yapıyoruz, ne onu yapıyoruz. Doğru olanı yapıyoruz" diye konuştu.
DTP’nin PKK ve DTP’nin taleplerine sırt dönüldüğünü, ciddiye alınmadığını, devre dışı bırakıldığını, MHP’nin de PKK ve DTP’ye taviz verildiğini söylediğini kaydeden Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:
"Hangisi doğru? İki tarafın söylemleri bile hükümetin gerçekten ne yaptığını ve ne yapmadığını ortaya koyduğu gibi hükümetin ne kadar isabetli bir kararla doğru yolda olduğunu gösteriyor. Çok ilginçtir, DTP de dağa çıkmaktan bahsediyor, MHP de dağa çıkmaktan bahsediyor. Biz ise her zaman olduğu gibi sağduyunun sesiyiz, birliğin, beraberliğin, kardeşliğin sesiyiz. Hepinizi buraya, parlamentoya, siyaset yapmaya çağırıyoruz. Farkımız bu. Her türlü sorunun konuşulma, tartışılma, çözülme yeri meclistir,
demokrasidir, siyasettir."
İHANETLE SUÇLAMAK SİZİN HADDİNİZ DEĞİL
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin dün Ankara mitinginde, şahsına, partisine ve hükümete en ağır ifadelerle hakaretler yağdırdığını belirten Başbakan Erdoğan, "Bunların hiçbirini üzerime almadığımı, ciddiye de almadığımı burada bir kez daha ifade etmek istiyorum. Ancak es kaza televizyonlarda bu konuşmaları gören, dinleyen çocuklarımızın ruh sağlığı noktasına endişe taşıyoruz. Aziz milletimizden, anne ve babalardan çocuklarını Sayın Bahçeli konuşurken televizyondan uzak tutmalarını hassasiyetle rica
ediyorum" dedi.
Bahçeli’nin koalisyon üyesi olduğu dönemde Merkez Bankası’nın 4 milyar dolar hortumlandığını savunan Başbakan Erdoğan, "Hesabını sordunuz mu? Gereğini yaptınız mı? Allah aşkına birilerini bölücülükle, ihanetle suçlamak sizlerin haddine mi" ifadelerini kullandı.
TERÖR CEPHESİ
‘Terörle mücadele edilmiyor’ diyerek, Türkiye’nin askerine, polisine, jandarmasına, korucularına haksızlık, insafsızlık edildiğini belirten Başbakan Erdoğan, "Terörle mücadelede onların şevkini siz kırıyorsunuz. Ben her zaman ‘ne ihtiyacınız varsa söyleyin, bunları yapmaya hazırız’ demişizdir. Bize ‘ne istediysek aldık’ denilmiştir. Şu anda Kandil’e operasyon yapılabiliyorsa, bu iktidarımızın siyasi, diplomatik başarısıdır. 5 Kasım 2002′nin başarısıdır Acaba bir önceki yönetim Ankara’nın dışına çıkabildi
mi? Kaç ülke ile bu konuları konuşabildiler. Sınır ötesi harekat hala devam ediyor ve bu konuda kararlılığımız devam edecek. Yani terör cephesi silahını bırakmadığı sürece askerimiz de polisimiz de operasyonlarına son vermeyecektir, vermez" görüşünü dile getirdi.
ATATÜRK DE Mİ BÖLÜCÜYDÜ?

Muhalefete seslenen Başbakan Erdoğan, "Siz ‘Kürt kardeşim’ bile diyemiyorsunuz. ‘Kürtçe konuşan kardeşimiz ‘ diyemiyorsunuz. Allah’ın Kürt olarak yarattığı bir insana Kürt olduğunu söylemek bir lütuf mudur, bölücülük müdür? İnsanlar etnik yapı olarak doğuştan öyle doğarlar, sonradan etnik ismi kazanmazlar. Bunu bilirseniz, Türkiye’deki farklı etnik yapılara saygının da ne olduğunu öğrenirsiniz. ‘Türkiyeli olmak’ kavramını bölücülük olarak niteliyorsunuz, ihanet olarak niteliyorsunuz. Türkiyeliyim demek
niçin ihanet olsun? ‘Türkiye halkı’ ifadesini kullanan Atatürk de mi bölücüydü? Türk milleti demek, Türkiye halkı demektir; Türk milleti demek, Türkiyeli olmak demektir. Gazi Mustafa Kemal bu konuyu en güzel şekilde ortaya koymuş" şeklinde konuştu.
CHP’lilerin tepkisi üzerine Başbakan Erdoğan, "Öğreneceksin, öğreneceksin. Bak bu kürsüde bir zamanlar alt-üst kimlik beyanlarını yaptığımda çıldırdınız. Alt kimlik-üst kimlik olmaz dediniz. Daha sonra bu kavramları kullandınız. Bunları da öğreneceksin" yanıtını verdi.
TBMM BAŞKANI ŞAHİN’E TEPKİ
Başbakan Erdoğan, konuşmasına devam ederken CHP sıralarından sürekli laf atılması üzerine, TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin’e, "Sayın Başkan, siz mi susturacaksınız, ben mi susturayım" dedi. Bunun üzerine Şahin, "Sayın Erdoğan, siz Genel Kurul’a hitap etmeye devam edin" dedi.
Erdoğan, Baykal’a da, "Grubuna hakim ol, sen olamıyorsan, biz olalım" dedi.
Atatürk’ün, Meclis üyelerinin tümünün Türk olmadığına ilişkin sözlerini okumasına tepki gösterilmesi üzerine Başbakan Erdoğan, "Sizin mantığınız neye benziyor biliyor musunuz? Atatürk ölene kadar Türk paralarının üzerine Atatürk’ün resmi, öldükten sonra İnönü’nün resmi, siz busunuz" ifadelerini kullandı.
DTP’NİN KAPATILMASI
Başbakan Erdoğan, DTP’nin kapatılması kararı ile ilgili olarak da şunları kaydetti:
"Bizim temel iki hassasiyetimiz var. Birincisi biz parti kapatmaya karşıyız, cezanın tüzel kişiliklere değil, kişilere verilmesi gerektiğini düşünüyoruz. İkincisi halkın getirdiğini ancak halkın götürebileceğini vurguluyoruz."

Erdoğan, CHP sıralarından gelen sözler üzerine ise, "Edebini takın, sandıkta zaten gerekli cevabı millet size veriyor. Bundan sonra da verecek. Siz bu ülkede bu milletten hiçbir zaman iktidar vekaleti alamayacaksınız. Çünkü bu ülkede milletin Başbakanına kalkıp da ‘göbek kaşıyanlar’ diyenler sizsiniz, siz" karşılığını verdi.

Dünyanın en gelişmiş ülkesinde bile teröre destek veren, övgüde bulunan, organik ilişkide bulunan siyasal yapılara izin verilmediğini belirten Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:
"Çünkü terör demokrasinin düşmanıdır. Terörün yedeğinde siyaset yapmak, demokratik bir mücadele değildir, olamaz. AK Parti olarak her türlü aykırı fikrin, farklığın siyaset ve demokrasi içinde tutulması gerektiğine kendisini özgürce dile getirmesi gerektiğine inanıyoruz. Ancak şiddet ve terörü açıkça reddetmeyen, hukuk düzenine uyum sağlayamayan, siyasetin ve demokrasinin hassasiyetlerini gözetemeyen siyasetçilerin sorumsuzlukları sebebiyle bir ülkenin zarar görmesini, imajının zedelenmesini de doğru
bulmayız.
Biz siyasi hayatımız boyunca sadece milletimizden direktif aldık, sadece milletimizin çizdiği rotada yürümeye, sadece halkımızın talep ve beklentilerini yerine getirmeye çalıştık. Tüm siyasi partilere de önerimiz yüzlerini millete çevirmeleri, milletin sesine kulak vermeleri, milletin hassasiyetlerine dikkat etmeleridir."
MEYDANI VAMPİRLERE TESLİM ETMEYECEĞİZ
Başbakan Erdoğan, meydanı teröre, terör yandaşlarına, terörün akıttığı kandan beslenenlere, vampirlere teslim etmeyeceklerini belirterek, "İşte onun için inadına demokrasi diyoruz, işte onun için açılım diyoruz, birlik diyoruz, kardeşlik diyoruz ve gür bir seda ile bunu haykırıyoruz" dedi.
Tüm rantçıları karşılarına alarak yola çıktıklarını belirten Başbakan Erdoğan, bunları kararlılıkla yok edip yollarına devam edeceklerini vurguladı.
İHA

Haberin Devami

Flaş Haber Başbakan Erdoğan’dan medyaya çağrı

Flaş Haber Başbakan Erdoğan’dan medyaya çağrı
Başbakan Erdoğan’dan medyaya çağrı

Başbakan Erdoğan, 10 Yılı Bütçesi görüşmelerine katılmak için Meclis’e gelişinde basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını cevapladı. DTP’nin sine-i millet kararıyla ilgili bir soruya ise Erdoğan, yapacağı konuşmada bu konulara değineceğini ifade etti.

Erdoğan, İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi’nin saldırıya uğramasından dolayı İtalya programını iptal etti. Erdoğan, İtalya programını şimdilik ertelediklerini ve tarihinin belli olmadığını kaydetti.

DTP’li milletvekillerinin istifalarını sunması durumunda nasıl bir tavır alacaklarının hatırlatılması üzerine Erdoğan, "Her zaman benim bir ifadem var. Doğmamış çocuğa don biçilmez." diye konuştu.

Bazı şehirlerde yaşanan olayların nasıl değerlendirdiği yönündeki bir soru üzerine ise Erdoğan, şu cevabı verdi: "Lokal olayları, mevzi olayları böyle abartarak yayınlamak bana göre çok ciddi bir yanlış. Bakın medyaya bu noktada çok önemli görev düşüyor. Özellikle görsel medyanın bunu sürekli olarak çevirip çevirip yayınlaması doğru değil. Bu ülkede bazı illerimizde, semtlerde maalesef bazı tahrik sebebiyle olan bu olayların bu kadar abartılı bir şekilde verilmesi doğru değil. Şüphesiz ki bazı yerlerde bazı sıkıntılar var ve bu sıkıntılar genele yönelik değil. Bunların hepsi dediğimiz gibi bir milli birlik ve kardeşlik süreci içerisinde, demokratik açılım süreci içerisinde aşılacak olan bir süreçtir. Dayanışma içinde olduktan sonra, milletimizle birlik ve beraberlik içinde olduktan sonra bunları aşarız ve tabii meydanlarda siyasi liderler bu süreci germek için elinden geleni yaptığı sürece de bazı sıkıntılar olur. Bu sıkıntıları biz milletle aşacağız, bu liderlerle değil." cevabını verdi.

CİHAN

Haberin Devami

Flaş Haber Başbakan erdoğan’a övgüler yağdi

Flaş Haber Başbakan erdoğan’a övgüler yağdi

Washington Times gazetesindeki bir değerlendirmede, Türkiye’nin Orta Doğu’da bir "güç merkezi" olduğu, en azından hesaba katılan bir "kuvvet" noktasında bulunduğu belirtildi.

Yazıda bir Arap diplomatın, Başbakan Erdoğan’ın ABD konuşmaları konusunda, "Arap liderlerin söylemesi gereken anca cesaret edemediklerini söylüyor. Yürekli bir konuşma yaptı" dediği de belirtildi.
Sağ eğilimli Washington Times’ta Claude Salhani imzalı "Türklerdeki değişikliğin anlamı. Batıya mesafe arabuluculuk değerini yıpratıyor" başlıklı bir köşe yazısı yer aldı. Köşe yazısında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın İsrail’i yerden yere vuran açıklamaları anımsatılırken, ortada "Erdoğan Orta Doğu barış sürecinde kendi ayakları üzerinde duran bir aracılık yapabilecek mi?" sorusunun bulunduğu belirtildi.
Yazıda Başbakan Erdoğan’ın Mısırlı bir gazeteciye verdiği "İsrail İran’a saldırı için Türk hava sahasını kullanırsa deprem gibi yanıt alır" yolundaki demeci de hatırlatıldı. Başbakan Erdoğan’ın ABD gezisi sırasındaki konuşmasında İsrail’in nükleer çalışmalarından sözedilmezken İran’a yüklenilmesini sert şekilde eleştirdiği, "Açıkça çifte standarda sahip olduğumuz bir durum var?" sözleriyle dinleyicileri arasında bulunan İsrailli diplomatlarını ve destekçilerini hayrete düşürdüğü bildirilen yazıda şöyle denildi: "Açıklamaları Kemalist politikada değişimi Türkiye için tehlikeli bir adım olarak gören birçok Türkü de rahatsız ediyor. Çağdaş Türkiye’nin mimarı Mustafa Kemal Atatürk, Avrupa’ya daha fazla yakınlaşıp Orta Doğu’dan uzaklaştırarak ulusu Osmanlı geçmişinden uzak tutmaya niyetlenmişti. Aslında Türkiye AB’den iyi bir şeyler elde edebilmek için on beş yıldır çetin bir mücadele içindeydi. Türkiye AB tarafından öne sürülen bütün şartları karşıladığını ancak Brüksel’in kuralları değiştirdiğini belirtiyor. " En azından ülkenin AB’ye girişine karşı olanlar için Türkiye’nin dış politikada Araplar ve Orta Doğululara yakınlaşmaya başlamasının sürpriz olmadığı belirtilen yazıda, "En azından bu bölgede, birçok Türkün seçkinler kulübüne katılmayı deneyen zavallı bir adam olarak alınmaktan yorulduğu Türkiye, bölgesel bir güç merkezi ve Batı’nın karşısında hesaba katılan bir kuvvet olarak görülüyor" denildi.
Washington Times köşe yazısında Başbakan Erdoğan’ın ülkenin ekseninde bir değişiklik olmadığını, İsraillilerle -Suriyeliler ve İsrailliler ile Filistinliler arasında arabuluculuğu denemeyi sürdüreceklerini söylediği de belirtildi. Yazıda şöyle denildi: "Erdoğan’ın konuşması kuşku yok ki ülkesindeki taraftarlarına Washington’dan siyasi bağımsızlığı sergilemek için tasarlanmıştı. Türk Başbakan’ın konuşmaları kendisine hem ülkesinde hem de Arap/Müslüman dünyasında çok puan kazandıracak. Başbakan’ın konuşması İsrail’li diplomatları şok ederken Arap diplomatların hoşuna gitmekten daha da ötedeydi: Adını vermeyen bir Arap diplomat, "O Arap liderlerin söylemesi gereken anca cesaret edemediklerini söyledi’ dedi. Diplomat, bu satırların yazarına Türk Başbakan’ın konuşmasının "yürekli’ bir konuşma olduğunu söyledi." WT, Başbakan Erdoğan’ın, "Başkalarından korku üzerine oturan güç kullanma paranoyası işlemiyor. Sorunlarımızı askeri müdahaleler ve güç kullanarak çözemeyiz" yönündeki sözlerle Orta Doğu için yaptığı "meşru düzen" çağrısının da İsrail için açık darbe olduğunu savunan WT, Başbakan Erdoğan’ın çözümün diplomasi yoluyla gelmesi gerektiğini eklediğini bildirdi.

Haberin Devami

Flaş Haber Işte açilima karşi çikanlar sizce imrali’yla hemfikir değil mi?

Flaş Haber Işte açilima karşi çikanlar sizce imrali’yla hemfikir değil mi?

Terör örgütü PKK‘nın lideri Abdullah Öcalan, Adalet Bakanlığı’ndan gelen heyetle uzun uzun görüştüğünü belirterek, “Açılıma karşı değilim ama yöntem yanlış” dedi. Eğer doğru yöntem belirlenmezse AKP’deki mevcut zihniyetin Türkiye Cumhuriyeti’ni parçalanmaya götüreceğini ifade eden Öcalan, “Bu sorunun kesin çözümü için, nasıl olacak bilmiyorum ama Meclisin bir karar alması lazım” mesajını verdi.
Abdullah Öcalan’ın haftalık olağan görüşmesinde cezaevi koşulları ile gündemdeki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunduğu öğrenildi. Hücre cezasının henüz uygulanmadığını belirten Öcalan, Adalet Bakanlığı’ndan gelen bir heyetle görüştüğünü kaydetti.
ADALET BAKANLIĞI’NDAN HEYETLE GÖRÜŞTÜM
“Hücre cezası henüz uygulamaya başlanmadı, karara itiraz ettim, birkaç güne kadar belli olur” diyen Öcalan, şunları söyledi:
“Buraya getirilen arkadaşlarla bir kez görüştüm. Buradaki görevliler, ileride Televizyon vereceklerini belirttiler. Adalet Bakanlığı’ndan gelen heyetle görüştüm. Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif İşleri Müdürü de vardı. Bu görüşmeden sonra kapının üstünde aşağıya ve yukarıya yeni bir pencere açtılar. Kaldığım odada yatak, dolap, masa var. Onun dışında bana iki-üç adım mesafesinde yer kalıyor. Yatak, Masa ve Dolap yeri dışında enine iki adım boyuna üç adımlık mesafe var. Bütün yer bundan ibarettir.”
HEYETLE UZUN UZUN GÖRÜŞTÜM
İmralı’ya giden heyetle yaptığı görüşmeye ilişkin de bilgi veren Öcalan, şunları ifade etti: “Ceza ve Tevkif işleri Müdürü geldi. Uzun uzun görüştük. Ben ona da anlattım. Siyasi çözüm olmazsa bu sorunun çözülemeyeceğini söyledim. Bana diyor ki; ‘sen iyi halli olursan biz senin koşullarını düzeltiriz’ diyor. Yani bana uslu ol diyorlar, çocuk muamelesi yapıyorlar. Ama beni kandıramazlar. Ben asla ilkelerimden taviz vermem. Benim en önemli özelliğim ilkeli olmamdır. Bunu Müdüre de söyledim, Benim duruşumun özü şudur. Ben ilkeliyim ama pratikte esneğim. Benim kişiliğimin en önemli özelliği budur. Yani ilkede katılık, pratikte esneklik. Son derece ilkeliyim ve pratikte esneğim. Geçenlerde Hürriyet’te de yazmıştı; 1996’ya kadar bana karşı on tane komplo denenmiş, bugüne kadar yirmi olmuştur. Burada da birçok deneme yapıldı. Fakat ben bütün bunlara rağmen ilkeli duruşumu sürdürüyorum, bu duruşumdan vazgeçmem. Herkes bunu böyle bilmelidir. Burada benim üzerimden de Kürt özgürlük hareketini kendilerince tasfiye etmeye çalıştılar. Ama benim ne kadar ilkeli biri olduğumu hesaba katmadılar. Bunu bana yaptıramazlar.”
AÇILIMA DEĞİL YÖNTEMİNE KARŞIYIM
Öcalan sözlerini şöyle sürdürdü: “Ben de söylüyorum; açılıma karşı değilim ama yöntem yanlış. Doğru yöntem belirlenmeli. Siz arabayı atın önüne koyarsanız olmaz. Zaten araba iple ata bağlıdır. Doğrusu atı arabanın önüne bağlamaktır. Ama bu açılımda temel yanlış şudur; arabayı atın önüne koyuyorlar. Peki böyle olur mu? Bu şekilde araba hareket eder mi, etmez. Bu ata da arabaya da zarar verir. Temel sorun yöntem sorunudur. Yasa ve yönetmelikten önce bu gereklidir. Özellikle bu çocuklarla ilgili yasa, 221 etkinlik pişmanlık yasası vb. değişikliklerle sorunu çözeceklerini sanıyorlar böyle olmaz.”
PİŞMANLIK YASASI PROVOKASYONDUR
“Özellikle pişmanlık yasası bir tuzaktır, provokasyondur. Bu kabul edilemez. Bu yöntemle Maxmurdan bir kişi bile gelmez. Bu işin, sorunun siyasi olduğu ve siyasi şekilde çözüleceğinin kabul edilmesi lazım. Bakın 50 bin ölüm var, buna terör diyorlar. Yunan savaşında bile beş bin kişinin öldüğü söyleniyor. Burada elli bin kişinin öldüğü yerde terörden bahsedilmez, orada savaş vardır. Savaşın da tarafları vardır ve sorun taraflar arasında çözülür. Bu müzakere ile olur, diyalogla olur. İlla muhatap ben olayım demiyorum, PKK’yi de muhatap alabilirler, olmazsa DTP’yi de alabilirler, o da olmazsa o zaman içinde PKK’lilerin yer alabileceği halktan sorunla ilgili insanlardan oluşturulmuş bir heyetle de görüşmeler yapabilirler.”
KESİN ÇÖZÜM İÇİN MECLİS KARAR ALMALI
“Doğru yöntem belirlenirse ben de çözüm konusunda üzerime düşeni yaparım. Eğer doğru yöntem belirlenirse, ortam oluşursa ben silahlı güçlerin geri çekilmesini ve uygun yere konumlanmasını sağlarım. Buna hala gücüm var, bana itimat ederler. Bu son yaşananlar da halkın da bana bağlı olduğunu gösteriyor. PKK’nin içinde onlarca grup var, dağlardaki grupların hepsi otonomdurlar zaten. Bunları ancak ben kontrol edebilirim, ben silahsızlandırabilirim. Bu sorunun kesin çözümü için, nasıl olacak bilmiyorum ama Meclisin bir karar alması lazım. Bunun için benim de önümün açılması lazım. Tüm bunlara yol haritasında belirtmiştim.”
DOĞRU YÖNTEM BELİRLENMEZSE AKP DE BİTER
“İnfaz Hakimi, hücre cezası kararında, ‘sen buradan savaş kararı, talimat veriyorsun’ diyor. Ben burada savaş kararı, talimat verecek durumda değilim, sadece tespitlerde bulunuyorum. Ben burada benimle görüşmeye gelen heyete de söyledim, DTP’ye de söylüyorum, PKK’ye de söylüyorum. Demokratik çözüm ve siyasetin önü açılmalıdır. Buradan Erdoğan’a da sesleniyorum. Eğer doğru yöntem belirlenmezse, demokratik siyaset ve çözümün önü açılmazsa nasıl ki Enver Paşa ittihatçılığı Osmanlıyı parçaladıysa AKP’nin mevcut olan zihniyeti de Türkiye Cumhuriyeti’ni parçalanmaya götürür, AKP de biter. CHP ve MHP’nin iktidarında ise kan akar. Ben Sayın Erdoğan’ın iyi niyetli olduğunu düşünüyorum, hala inanmak istiyorum. AKP içinde dürüst olanlar var, gerçek anlamda demokratik çözümden yana olanlar var. Ama bunların ne kadar etkili olduklarını bilmiyorum. AKP içinde tasfiyeci olanlar da çoktur. Ben hala demokratik çözüm için elimden geleni yapabilirim. Ama demokratik çözümün önü açılmazsa KCK kendi yolunu belirler, savaşa da barışa da kendisi karar verir. Ben buradan hiç bir şeye karışamam. Bu doğru da olmaz.”
DTP KAPATILSA DA YOLA DEVAM EDİLİR
DTP’nin kapatılması davasını da değerlendiren terör örgütü PKK‘nın lideri Öcalan, “DTP kapatılması davasının kararı muhtemelen Cuma günü çıkacakmış. Dünyanın sonu değil, kapatırlarsa da mücadelelerini sürdürürler, yollarına devam ederler. Yine Türkiye’de her kesimden demokratları içine alan demokratik bir yapılanmaya gidilebilir” ifadelerini kullandı.
AÇILIM ŞART AMA YÖNTEM DOĞRU DEĞİL
Öcalan açılım sürecine karşı olmadığını ancak yöntemin yanlış olduğunu şöyle dile getirdi:
“Nuray Mert, yazısında bu açılımın gerekli olduğunu ama yöntemin yanlış olduğunu söylüyor. Doğrudur açılım şarttır fakat yöntem doğru değildir. Bunlar İngiliz siyasetidir, Amerika yürütüyor. Bu İngilizler müthiş. Dört yüz yıldır dünyayı yönetiyorlar. Türkiye’de de İngilizler bir yandan Kürtleri kışkırtıyorlar diğer yandan da devlete de bastırın diyorlar, ikili oynuyorlar. Bu politika “tavşana kaç tazıya tut” politikasıdır. Bu durumu üç örnekle açıklayacağım. Birincisi; 1925 Şeyh Sait döneminde Binbaşı Noel vasıtasıyla Kürdistan’da Şeyh Saitlerle görüşüp alttan destekliyormuş gibi yaptılar ve Seyit Abdulkadir’le de İstanbul’da görüşerek bir yandan Kürtleri kışkırttılar öbür taraftan kendi adamları olan İnönü ve Recep Peker, Fevzi Çakmak, bunlarla Mustafa Kemal’in etrafını sararak etkisizleştirdiler ve Hükümeti ellerine aldılar. Bu süreçte bir yandan Kürtleri kışkırttılar öte yandan da Kerkük ve Musul’u almak karşılığında Hükümeti de bastırma konusunda desteklediler. Çok acılar yaşandı.”

Haberin Devami

Flaş Haber Erdoğan’dan Gül’ün çağrısına yanıt

Flaş Haber Erdoğan’dan Gül’ün çağrısına yanıt

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün liderleri bir araya getirebileceği yönündeki sözleri konusunda, ”Ben gelebilecek böyle bir davete katılırım. Temenni ederim ki yine oradan da yine olumlu bir netice çıksın, temennim budur” dedi.

Erdoğan, Meksika’ya yaptığı resmi ziyaretten Ankara‘ya dönüşünde Esenboğa Havalimanı’nda açıklamalarda bulundu, gazetecilerin sorularını yanıtladı.
ATEŞİ DÖNDÜRECEK MİYİZ YOKSA..
Bir gazetecinin cumhurbaşkanı Gül’ün ”liderleri bir araya getirebilirim” yönündeki açıklamasını hatırlatarak, ”Bu çağrıyı nasıl buluyorsunuz, bu çağrı sonrasında liderler bir araya gelirse gerilimi düşürücü bir görüş ortaya çıkabilir mi” diye sorması üzerine Erdoğan, şöyle konuştu:
”Bu tür değerlendirmeleri yaparken benim özellikle medyadan ricam şu; ateşi mi söndüreceğiz, yoksa benzin mi dökeceğiz? Sayın Cumhurbaşkanımız iyiniyetle bu adımı ilk defa atmıyor. Bundan önce de buna benzer adımlar atmıştır, fakat tabii atılan adımlarda bu tür toplantıya katılanlar, Cumhurbaşkanılığı makamına da hakaret içeren ifadelerde bulunmuşlardır ve oralardan da herhangi bir netice çıkmamıştır.
Ben gelebilecek böyle bir davete katılırım. Temenni ederim ki, yine oradan da yine olumlu bir netice çıksın. Temennim budur… Ama ‘beklentiniz nedir’ derseniz. Bundan öncekilerden farklı olmayacaktır. Çünkü şehitlerimiz üzerinden siyasi istismar konusu yapmak suretiyle kalkıp hükümeti ihanetle, hıyanetle adeta hakarete maruz bırakan bir anlayıştan ben hiçbir şey beklemiyorum ve onlarla bir araya gelmeyi de arzu etmiyorum. Çünkü bu iktidara, bu hükümete bu konudaki hassasiyeti sebebiyle bu tür harekette bulunan bir anlayışla asla bir araya gelmek söz konusu olamaz. Arkadaşlarım da zaten bu konuda gereken cevapları verdiler.”
-”NİYE ŞUNU YAPIYORSUNUZ’ DİYE BİR MÜDAHALEMİZ Mİ OLDU”
”Terörle mücadelede iyiniyetlerini kimsenin suistimal edemeyeceğini” ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
”Bunlara niye sormuyorsunuz, ‘sizin çözüm için bildiğiniz bir şey var mı’ diye. Bizim şu yaptıklarımızın dışında terörle mücadelenin güvenlik boyutuysa, bunun zaten bir askeri kanadı vardır. Bir emniyet kanadı vardır. Askeri kanatta da emniyet kanadında da elinden geleni yapmıyor mu? Elinden geleni yapıyor.
Hükümet olarak biz güvenlik güçlerimize ‘niye şunu yapıyorsunuz’ diye bugüne kadar bir müdahalemiz mi oldu? Hayır ama biz güvenlik güçlerimizin yaptığının dışında yeni bir süreci başlattık. Nedir bu yeni süreç? dedik ki bunun psikolojik boyutu vardır. Bu mücadelenin sosyolojik boyutu vardır, diplomatik boyutu vardır, ekonomik boyutu vardır. Tüm bunları içeren bir milli birlik kardeşlik projesi lütfen buna dikkat edin milli birlik kardeşlik projesi ve hedefiyle demokratik açılım süreci olsun dedik ve bu çalışmayı bu şekilde başlattık. Bu beyefendiler bu çalışmaya başından beri takoz oldular, çözüme yönelik bir projeleri var mı? Yok… Ama dikkat ederseniz sürekli ihanet, hıyanet… Söyledikleri şey bu.
Onlar ne kadar bunu söylerlerse söylesinler, biz şu inandığımız çözüm sürecini aynı kararlılıkla devam ettireceğiz ve tüm Anadolu’nun yollarına düşmek suretiyle halkımızla bu süreci bu projeyi paylaşacağız.”

Haberin Devami

Flaş Haber İslam dünyasının yeni lideri siz misiniz

Flaş Haber İslam dünyasının yeni lideri siz misiniz

Başbakan Erdoğan dış politika alanındaki son gelişmeleri Rus televizyonuna değerlendirdi.. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İslam dünyasının lideri olmaya çalışmadığını ve bunun için en küçük bir çaba harcamadığını söyledi.
RUS TV’SİNE RÖPORTAJ VERDİ
Erdoğan, İngilizce yayın yapan "Russia Today" televizyonuna verdiği röportajda, Türkiye’nin AB üyeliği ve gündemdeki dış politika konularına ilişkin soruları yanıtladı.
İSLAM DÜNYASININ YENİ LİDERİ DİYORLAR
"Göreve geldiğinizden beri siz ve partiniz çok taraflı dış politikayı tercih ettiğiniz ve bunun sonucunda İslam dünyasının liderliğine doğru ilerliyorsunuz. Bu stratejik görevi başarabilecek misiniz" şeklindeki soruya Erdoğan, "Ben İslam dünyasının bir lideri olmaya çalışmadım. Bunun için hiç çaba harcamadım. Bu tip şeyler, biri o veya bu görevi istediği için olmaz. Biz halkımıza en iyi şekilde hizmet etmeye inanıyoruz. Elbette Türkiye olarak diğer ülkelerle eşit ilişkiler kurmak istiyoruz, çünkü dünyada bir eşitsizlik sorunu var" yanıtını verdi.
100 YILLIK DEVLET GELENEĞİ
Çok sayıda ülkenin bu eşitsizlikle mücadele ettiğini ifade eden Erdoğan, "Türkiye’de bizim sorunların üstesinden nasıl geleceğimize dair 100 yıllık bir devlet geleneği var. Türkiye, bu açıdan nasıl katkıda bulunabilir? Öncelikle güçlü olmamız ve ve komşularımızla ilişkilerimizi olumlu bir noktaya getirmemiz gerekiyor. Ondan sonra da bu barış çemberini genişleteceğiz. Bu aynen suya attığınız bir taşın önce küçük, ardından daha büyük dalgalara neden olması gibi bir şey" dedi.

Haberin Devami

Flaş Haber BÖYLE ANA’YA CAN KURBAN:Şehit annesi: Başbakan Erdoğan…

Flaş Haber BÖYLE ANA’YA CAN KURBAN:Şehit annesi: Başbakan Erdoğan…
Şehit annesi: Başbakan Erdoğan…

Tokat’ta şehit edilen Jandarma Onbaşı Fatih Yonca’nın annesi Gülsüm Sönmez, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ülkede huzur istediğini belirterek, "Bir oğlum daha var, bu vatan için gerekirse onu da şehit vermeye hazırım." dedi. İlişkili HaberlerDikkat çekici benzerlik… – VideoGörgü tanığı hain pusuyu anlattıHain saldırıda ‘Büyük Birader’ şüphesi!Şehit babasından tokat gibi cevapHain saldırı ile ilgili son bilgi – FotoHain saldırıya sıradışı bakış!Baykal sorumluyu buldu !HAİN SALDIRININ ASIL AMACI
Hatay Valisi M. Celaleddin Lekesiz, şehidin evini ziyaret ederek, aileye başsağlığı diledi. Ziyarete 121. Jandarma Er Eğitim Alay Komutanı Jandarma Albay Ahmet Yıldız, İskenderun Kaymakamı Cemil Aksak, İskenderun Emniyet Müdürü Yusuf Cinel, Hatay Müftüsü Mustafa Sinanoğlu, Bekbele Belediye Başkanı Bestami Bilgili ile öteki yetkililer katıldı.

Şehidin annesi Gülsüm Sönmez, devletin, terör olaylarını bitirmek için elinden gelen gayreti gösterdiğini belirterek, "Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan ülkede huzur ve barışın gelmesi için elinden gelen gayreti gösteriyor. Devletimizin her birimi görevini yapıyor. Bu hainler de kalleşçe vuruyor. Devletimizin tüm yetkililerine, komutanlarına, askerine Allah güç kuvvet versin. Allah onları başımızdan eksik etmesin." diye konuştu.

Oğlunun şehit olduğunun duyulmasının ardından devletin tüm kurumlarının ve vatandaşların kendilerine sahip çıktığını anlatan acılı anne Sönmez, "Fatih’im tüm Türkiye’nin gönlünü feth etti öyle gitti. Ne mutlu bana ki ben şehit anasıyım. Şehitlerin hepsi benim çocuklarımdır, evlatlarımdır. Oğlum mertebelerin en üstüne ulaştı. Bir oğlum daha var. Ömer Faruk’u da asker edeceğim. Nem mutlu bu vatan için şehit olan Türk gençliğine. Ben de şehit anasıyım ve gururluyum. Dimdik ayaktayım. Vatanı var olsun. Gerekirse ben de bu vatan uğruna canımı veririm. Ben de giderim o mücadeleye." şeklinde konuştu.

Oğlunun gönderdiği harçlıkla evinin geçimini sağladığını söyleyen anne Sönmez, "Oğlum en son 100 TL göndermişti. Benim oğluma herkes imreniyordu, asker harçlığını bize gönderiyordu. Devletimiz sağolusun uğraşıyorlar Hepimiz vatan için topraklarımız için savaşıyoruz. Kahrolsun PKK. Artık yok olsun. Zaten onlar dünyada da ahirette de yok olacaktır. Benim çocuğum sanki şehit olacağını biliyordu. Benim bir askerim daha var. Onu da göndermeye hazırım." ifadesini kullandı.

Şehit Onbaşı Fatih Yonca’nın en küçük erkek kardeşi olan Ömer Faruk da, "Askerler ölmez şehitler ölmez, kimsenin gücü bu ülkeyi bölmeye yetmez." dedi.

Şehit Jandarma Onbaşı Fatih Yonca’nın annesini evinde ziyaret eden Hatay Valisi Celaleddin Lekesiz acılı anne Gülsüm Sönmez’e sarıldı. Karşısında Vali Lekesiz ve devlet yetkililerini gören şehit annesi göz yaşlarına hakim olamadı.

Hatay Valisi M.Celaleddin Lekesiz ise, "Devletimiz her zaman şehidine sahip çıkmaktadır. İlk etapta şehit ailesine 56 bin TL nakdi yardım. Şehide ise 900 TL ile 1200 TL arasında maaş bağlanacak. Bunun yanında şehit evinden bir kişiye devlet garantisinde iş imkanı sunulacak" dedi.

Vali Lekesiz Şehit Onbaşı Fatih Yonca’nın ailesine, devlet ve vatandaşın el birliği ile sahip çıktığını belirterek, "Hayırsever iş adamımız Fuat Tosyalı’da ev sözü verdi. Bunun yanında çok sayıda iş adamlarımız şehidimizin ailesine sahip çıkacak." ifadesini kullandı. (CİHAN)

Haberin Devami

Başbakan yine İsrail’e kızdı

Başbakan yine İsrail’e kızdı

Başbakan yine İsrail’e kızdı

Başbakan Erdoğan, tanınmış Mısırlı gazeteci Fehmi Huwaidi ile yaptığı söyleşide İsrail’in, İran’a keşif operasyonları amacıyla Türk hava sahasına girdiği söylentilerini yalanladı.

Güncelleme:10 Aralık 2009 11:48

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İsrail’in, İran’a keşif operasyonları amacıyla Türkiye’nin hava sahasını ihlal etmesi halinde “deprem”e benzer bir tepki verileceği uyarısını yaptı.
Başbakan Erdoğan, tanınmış Mısırlı gazeteci Fehmi Huwaidi ile yaptığı söyleşide İsrail’in casusluk amacıyla Türk hava sahasına girdiği söylentilerini yalanladı. İsrail’in o amaçla Türk hava sahasına hiç girmediğini de ifade eden Erdoğan, böyle bir şey olması halinde çok ciddi sonuçları olacağını söyledi.
“Depreme benzer gibi yanıt alır” diyen Erdoğan, İsrail liderlerinden Türkiye ile ilişkiyi “üçüncü bir tarafa saldırı için bir kart olarak kullanmaktan kaçınmaları”nı da istedi.
ANKARA “KAYITSIZ” KALMAZ
Jerusalem Post tarafından yansıtılan söyleşide Erdoğan ayrıca Ankara’nın nötr bir taraf olmayacağını, kayıtsız kalmayacağını da ifade etti.
Erdoğan, Gazze Operasyonu’na değinirken de İsrail’in, Gazze halkını süpürdükten sonra Türkiye ile ortak bir askeri tatbikata katılmayı bekleyemeyeceğini de belirtti.
Türk hükümetinin İsrail’e yönelik politikasının seçmenler tarafından desteklendiğini de vurgulayan Erdoğan, “Gazze’ye saldırı sırasında çok incitilen, Türk halkının duygularına meydan okunamayacağı”nın da altını çizdi.
ANKA

Haberin Devami