Başbakan Erdoğan Adana’da…
31.07.2010
Sevgili Adanalılar, sevgili kardeşlerim, hanımefendiler, beyefendiler; sizleri bu anlamlı buluşmada en kalbi duygularla selamlıyorum.
Buradan, bu coşkulu meydandan tüm Adana’yla birlikte Aladağ’ı… Buradan Ceyhan’a, Çukurova’yı, Teke’yi, İmamoğlu’nu, Karaisalı’yı, Karataş’ı, Kozan’ı, Pozantı’yı, Saimbeyli’yi, Sarıçam’ı, Seyhan’ı, Tufanbeyli’yi, Yumurtalık’ı, Yüreğir’i, oralarda yaşayan tüm kardeşlerimi en kalbi duygularla selamlıyorum.
Bu Adana sıcağında, bu Çukurova sıcağında bize gönüllerinizi açtığınız için sizlere bir kez daha teşekkür ediyorum.
Bingöl’de Bismillah diyerek başlattığımız yolculuğumuzda Elazığ’a, Adıyaman’a, Malatya’ya, Kütahya’ya uğradık. Dün Balıkesir’deydik. Bugün önce Hataylı kardeşlerimizle buluştuk, ardından da şimdi burada Adana ile buluşuyor, Adana ile kucaklaşıyoruz.
Gittiğimiz her yerde büyük coşku var, her ilimizde evet coşkusu var, her ilimizde bayram havası var ve her ilimizde bugün nikah kıyıyoruz. Çok enteresandır. Bakın şimdi burada demokrasiye nikah kıydık diye bir pankart görüyorum. Değerli kardeşlerim, Hatay’da da şöyle bir pankart asmışlardı: "Nikah masasında bile bu kadar iştahlı evet dememiştik."
Şimdi 12 Eylül’de bambaşka bir heyecanla evet demeye hazır mıyız? Mesele bu. Çünkü, Türkiye 12 Eylül 2010′da tek yürek halinde aydınlık bir geleceğe evet diyor. Türkiye, 12 Eylül halk oylamasında demokrasiye… Demokrasiye… Hukukun üstünlüğüne… Özgürlüklere… Mesele bu.
Değerli kardeşlerim, Adana bütün bunlara evet dediğinde ben biliyorum ki evet, Türkiye’nin özeti bu, evet. Evet mi? Mesele bu. Bakınız şu anda karşımda bir pankart daha görüyorum; "Pehlivanoğlu’na, Kurumahmutoğlu’na sahip çıkana biz de sahip çıkarız" diyor darbe mağduru ülkücüler.
Değerli kardeşlerim, ama şu anda ne yazık ki o günü yaşadıkları halde bunun idrakinden binasip olanlar var mı? Biz bir haksızlığın karşısında direniyoruz. Burada şu parti, bu parti meselesi yok. Burada bir şey var, bu Anayasa darbe anayasası mı, milletin anayasası mı? Milletin anayasası. Şimdi bu değişiklik bir millet projesi, evet mi? Biz ne diyoruz?
Değerli kardeşlerim, zaten bu yolculuğumuzun özelliği bu. Şimdi bu darbe Anayasası ve milletin projesi, ikisinin oylanması var. Bugüne kadar bir araya gelemeyenler, CHP, MHP, BDP, YARSAV, bir kısım medya ve bakıyorsunuz terör örgütü, hepsi de birleşti mi? Bunların karşısında bizler ne diyoruz, dimdik durarak, bir millet projesinin sahipleri olarak hep birlikte diyoruz ki… Biz bu ülkede darbe Anayasasıyla bugüne kadar gelen süreci durduracak millet projesine… Mesele bu. Bu sizin projeniz, bu AK PARTi’nin projesi değil, Tayyip Erdoğan’ın projesi değil, 3-5 kişinin projesi değil milletin projesi. Ve şimdi bu adımı bunun için atıyoruz. Ve 12 Eylül’de hep birlikte özgürlüklere… 12 Eylül’de demokrasiye… 12 Eylül’de üstünlerin hukukuna değil hukukun üstünlüğüne… Sevdamız millet, kararımız… Sevdamız millet, kararımız… Sevdamız millet, oyumuz…
Sevgili Adanalılar…. Biz sizlerle gurur duyuyoruz, biz sizlerle gurur duyuyoruz, sağ olun.
Sevgili Adanalılar, Anayasa bir ülkenin, bir milletin rotasını belirleyen, gelişimine yön veren en önemli belgedir. Anayasa, demokrasiyle doğrudan alakalıdır. Anayasa özgürlüklerle, haklarla doğrudan ilgidir. Anayasa, ekonomiyle doğrudan ilgidir. Yatırımla, istihdamla, üretimle doğrudan ilgilidir. Anayasa, hakları yasaklıyorsa, orada kalkınma olmaz. Anayasa, özgürlükleri kısıtlıyorsa orada yatırım olmaz. Vatandaşına güvenmeyen, vatandaşını bir tehdit gibi, bir tehlike gibi gören anlayışla Türkiye büyüyemez, kalkınamaz, ilerleyemez.
Bakın burada size tek bir örnek veriyorum… Sizin Allah’ınıza kurban, sizin Allah’ınıza kurban. Sağ olun, var olun.
İzmir Limanının özelleştirmesinden milletin hazinesine 1.275 milyar dolar girecekti, ülke ekonomisi bu parayı kazanacaktı, yatırım artacaktı, üretim artacaktı, istihdam artacaktı. Danıştay, devir işleminin gerçekleşmesi için görüş bildirme işini yasalara da aykırı olarak tam 30 ay geciktirdi. 30 ay boyunca görüş bildirmedi. O sürede küresel kriz çıktı, alıcı firma vazgeçti. Hazineden bu gecikmeden doğan faiz kaybı ne oldu biliyor musunuz? 243 milyon dolar. İhalenin iptali ve faiz kaybından dolayı Türkiye’nin kaybı 1,5 milyar dolar. Danıştay’ın tamamen ideolojik bir yaklaşımla 6 özelleştirme ihalesini bu şekilde oyalayarak Türkiye’ye ödettiği fatura -dikkatinizi çekiyorum- tam 2,6 milyar dolar. Danıştay, hiçbir bedel ödemiyor. Türkiye’nin kaybetmesi onları ilgilendirmiyor. Meydanlara gelip halktan onlar oy istemiyor, onların böyle bir derdi yok, onların böyle bir derdi yok. Tuzu kuru bürokratlar hiçbir bedel ödemiyor. Ama benim ülkem, benim vatandaşım, değerli kardeşlerim, bu ideolojik yaklaşımdan dolayı 2,6 milyar dolarlık bir fatura ödedi. Şimdi burada bitmedi. Bakın biz bir yasa çıkardık. Türkiye’de 110 bin doktor var. Bunların sadece 4000-4500′ünün muayenehanesi var. Gençler, benim Adanalı kardeşim hastaneye gidiyor, çaresiz kalmış, derdine çare arıyor. Kendisine deniliyor ki muayenehaneme gel. Bıçak parası ver, ameliyat parası ver. Sen bu ameliyatı nerede yapacaksın? Devletin hastanesinde yapacaksın, neyin parasını istiyorsun, utanmıyor musun? Şimdi bu ülkede, müstesna olan doktor kardeşlerimi bu işe karıştırmıyorum, onlara saygım var. Ama lütfen bu yola çıkarken bugüne kadar devletin hastanelerinde bu görevleri kabul edenlere şimdi ne oldu da farklı havalarına girdiler. Olanı söyleyeyim; dedik ki, arkadaş gel, hastanede çalış, eğer çok daha fazla çalışacaksan, burada muayene yapacaksan gel burada yap. Çünkü benim hastanemde, sen bu fazla görevi yaparsan al sana fazla para. Ama onlar bunu istemediler. Ve muayenehanede adeta para basılıyor çünkü. Hem hastanede çalışacaksın, hem o. Ya o, ya o, tercihini yapacaksın. Bu eşitsizliği ortadan kaldırmak için bir yasa çıkardık. Doktorlar ya kamuda çalışacak, ya kendi muayenehanesinde, ama ikisi aynı olmaz dedik. Cumhuriyet Halk Partisi milletin yararına olan bu uygulamayı dahi ne yaptı? Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı. Çünkü, bunlara göre Anayasa Mahkemesi, ana muhalefet mahkemesi oldu. İşlerine gelmeyen ne varsa Anayasa Mahkemesi’ne. Anayasa Mahkemesi, yasanın bazı maddelerini iptal etti. Ardından Danıştay, Sağlık Bakanlığı’nın bir basın açıklamasını bahane ederek yasanın uygulamasını tamamen durdurdu. Peki Danıştay, bu kararı ne kadar sürede verdi? Söylüyorum, sadece 1 gün. Bir tarafta aylarca, yıllarca görüş açıklamıyor, millete 2,6 milyar dolar fatura ödetiyor. Öbür tarafta bir günde adeta ışık hızıyla milleti mağdur ediyor. Millet kazanacaksa orada bunlar yok. Ama millet kaybedecekse, 1 günde karar veriyorlar. Şimdi Türkiye, soruyorum; böyle bir anlayışla yoluna devam edemez değil mi? Türkiye, bu şekilde kalkınamaz değil mi? Türkiye’de bu zihniyet var. Oldukça bu tuzu kuru zihniyet, bunlar var oldukça bu ülkede yatırım, bu ülkede değerli kardeşlerim, üretim bu ülkede istihdam artabilir mi?
Sevgili kardeşlerim, Anayasa değişikliği ile işte bu kapalı devre sistemi, bu kast sistemine, bu arka bahçe anlayışına son vereceksiniz. 12 Eylül halk oylamasında üstünlerin hukukunu bir kenara koyuyoruz, şimdi ne yapıyoruz, hukukun üstünlüğüne geçiyoruz. Bizim için ideal olan bu. Buna ne diyoruz? Bizi yargıya müdahale etmekle, yargıyı siyasallaştırmakla itham ediyorlar, dert bu değil, dert başka; kast sistemi çökecek, ondan çekiniyorlar. Adeta birileri benim arka bahçeme dokunma diyor. Yargıda kapalı devre dönemi bitiyor ondan çekiniyorlar. Yukarıda bir elit var, Anadolu’da kürsü yargısı dediğimiz hakimler, savcılar var. Anadolu’daki o hakimlerin, savcıların bu işe bulaşmasını, karışmasını istemiyorlar. Niye? Çünkü onlar bu işe karışırsa… Evet, sen bu işi kavradın, çok çalışacaksın bak ona göre, eyvallah.
Biz sizlerle gurur duyuyoruz, biz sizlerle gurur duyuyoruz. Yargı artık birilerinin arka bahçesi olmayacak, olmayacak. Biz sizlerle gurur duyuyoruz, biz sizlerle varız. Yargı milletin olacak, milletin. İşte ondan korkuyorlar.
Buradan Adana’daki CHP’ye oy vermiş kardeşlerime, Adana’daki MHP’ye oy vermiş kardeşlerime, diğer partilere gönül vermiş kardeşlerime de sesleniyorum; CHP’nin, MHP’nin, BDP’nin yönetimleri tabanlarının sesine kulak vermiyor. Kendilerine oy vermiş kitlenin feryadını dinlemiyor. Kendi şahsı çıkarları uğruna, kendi koltuk sevdaları uğruna Türkiye’yi karanlığa mahkum etmekten çekinmiyorlar. Onlar milli iradenin söz sahibi olmasını değil, halka dayanmayan vesayetçi anlayışların devam etmesini istiyorlar. İşte onun için, tüm Adanalılardan milletimden rica ediyorum, vicdanınızın sesine kulak verin. Bu halk oylamasında Hükümet icraatlarını oylamayacaksınız. Onu 1 sene sonra oylayacağız. Bu halk oylamasında, muhalefetin performansını oylamayacaksınız. Bu halk oylamasında belediye başkanlarının performansını oylamayacaksınız. 12 Eylül’de kendi geleceğimizi oylayacaksınız. Özellikle MHP’li kardeşlerimin iki kere düşünmesini rica ediyorum. Halk oylamasında verilecek hayır oyunun kimin işine yarayacağını aslında kimin ekmeğine yağ süreceğini çok iyi değerlendirmelerini kendilerinden istirham ediyorum.
Bakın sevgili Adanalılar, CHP Genel Başkanı Malatya’ya gidiyor Peki Adana, bu yuh’ları 12 Eylül’de hayır olarak sandığa doldurmaya… Mesele bu, mesele bu. Bakın şimdi Malatya’da ne diyor CHP’nin Genel Başkanı, "Anayasa, Malatya’nın kayısı sorununa çare olacak mı" diyor? Kalkıyor Ordu’ya gidiyor. Ordu’da ne diyor? "Anayasa, fındık soruruna çare olacak mı" diye soruyor. Şimdi yarın Adana’ya gelirse, burada da Anayasa Adana kebabına çare olacak mı diye size sorabilir? Bu beyefendiler Anayasa metniyle coğrafya ders kitabı arasındaki farkı dahi bilmiyorlar. Bunların önüne bir Anayasa kitapçığı koyun, bir de yemek kitabı koyun ikisini birbirine karıştırırlar. Bunların Eski Genel Başkanı da sabah bir başka, akşam bir başka konuşuyordu ve tabi mum yatsıya kadar yanıyordu. Şimdiki Genel Başkan, sabah bir şey söylüyor, daha öğlen olmadan çark ediyor. CHP’deki tüm değişim işte bu, bundan ibaret. Bir de kalkmış, AK PARTi birileriyle iş birliği yaptı, o şekilde iktidara geldi diyor. Yahu siz bu ülkede muhalefette olduğunuz sürece bizim iş birliğine ne ihtiyacımız var. Sizin gibi muhalefet dostlar başına. Millette iş birliği bize yeter, yeter. İşte bunların anlayamadığı bu. Siyaset ciddi iştir, boş konuşmayı kaldırmaz. Siyaset dürüstlük ister, tutarlılık ister, samimiyet ister, vizyon ister. Bu sözler, bu iddialar, bu iftiralar bir partinin genel başkanına yakışıyor mu? Çıkmış diyor ki, başörtüsü sorunun ben hallederim. Kim diyor bunu? Peki, şimdi ben soruyorum, Adana’dan tüm Türkiye’ye sesleniyorum; iyi güzel de Parlamentoda üniversiteli kızlarımızın başörtülü olarak üniversiteye gidebilmesi için, bu eğitim özgürlüğüne kavuşabilmesi için biz anayasa değişikliğini yaptık, 411 oy çıktı. CHP ne yaptı? Bunu aldı Anayasa Mahkemesi’ne götürdü mü. Dürüst ol, dürüst. Senin de orada imzan var, dürüst ol. Siyaset samimiyet istiyor, dürüstlük istiyor. Böyle dün başka, bugün başka olmaz. Benim halkım, benim Adanalı kardeşim bu yalanlara karnı tok. Ve bugüne kadar çok partili siyasi hayatta Cumhuriyet Halk Partisi’ne benim milletim tek başına iktidar verdi mi? Gene vermez, gene vermez. Niye? Dürüst değiller dürüst.
Sevgili Adanalılar, sevgili kardeşlerim; Anayasa değişikliği günlük hayatımıza, hak ve özgürlüklerimize, demokrasimize, ekonomimize çok büyük yenilikler getirecek. Ufkumuzu daha da genişletecek, vizyonumuzu daha da güçlendirecek. Ben burada, bu sıcağın altında Anayasa paketinin tek tek neler getireceğini sizlere anlatmayacağım, özetini yapacağım.
Bakın sevgili Adanalılar… Biz sizlerle gurur duyuyoruz, biz sizlerle gurur duyuyoruz.
Sevgili Adanalılar, kadınlar, çocuklar, yaşlılar, engelliler, şehitlerimizin dul ve yetimleri, gazilerimiz bizim örfümüzde ve inancımızda özel olarak korunması, gözetilmesi, önem verilmesi gereken kesimlerdir. Bizde kadının hakkına, hukukuna riayet etmeyene iyi gözle bakılmaz. Çocuklara şefkat duymayana, sevgi ile davranmaya iyi gözle bakılmaz. Yaşlılara hürmette, saygıda kusur edene iyi gözle bakılmaz. Aynı şekilde engellilere merhametle, saygıyla insanca davranmayana da iyi gözle bakılmaz. Şehitlerimizin, dul ve yetimleri bizim onurumuzdur, onlar bize en büyük emanettir. Gazilerimiz bu ülkenin, bu milletin onurudur. Fakat gelin görün ki, bu kesimlere yönelik özel düzenlemelerimiz 12 Eylül’ün yasakçı, baskıcı maddelerine takılıp kalıyor. Anayasa Mahkemesinde iptal ediliyordu. Çünkü, Anayasanın lafzında ve ruhunda bizim örfümüzdeki ve inancımızdaki bu hususlara yer yoktu. 12 Eylül’de referandum da oylayacağımız değişiklikle Anayasamızdaki işte bu yasakçı zihniyeti kaldırıyoruz. Bundan sonra kadınlara, çocuklara, yaşlılara ve engellilere yönelik yaptığımız özel düzenlemeler anayasa engeline takılmayacak. Şehitlerimiz bize kutsal emaneti olan dul ve yetimler, gazilerimiz artık daha fazla korunacak, daha fazla haktan yararlanır hale gelecek. Eşitlik adına haksızlıkların düzeltilebilmesinin önü kapatılmayacak. Bu kesimlere yönelik çok daha kapsayıcı, çok daha hakkaniyetçi düzenlemeleri rahatlıkla gerçekleştirebileceğiz. Her biri ailemizin, canımızın birer parçası olan bu kesimleri devlet hayatında da, toplumsal yaşamda da hak ettikleri konuma getirmek için çok daha büyük bir gayretle çalışmaya devam edeceğiz. İşte 12 Eylül’de Anayasa değişikliğine ne diyoruz? Adanalı hanım kardeşim, bu değişiklik seni çok yakından ilgilendiriyor. Bu değişikliğe evet mi? Maşallah.
Benim Adanalı işçi kardeşim, bu Anayasa değişikliği ile artık Avrupa Birliği standartlarında haklara kavuşuyorsun, iki ayrı sendikaya üye olma hakkı elde ediyorsun, sendikal haklar, grev hakkı bu değişiklikle daha da güç kazanıyor. Adanalı işçi kardeşim, işte bu hakların hayata geçmesi için 12 Eylül’de sandıkta ne diyoruz?
Ekonomik Sosyal Konseyi… Maşallah. Ekonomik Sosyal Konseyi anayasal bir temele kavuşturuyoruz. Bundan sonra Parlamentonun alacağı her kararda esnafın, işçinin, memurun, işverenin, çiftçinin de görüşleri alınacak. Hükümetin her adımında bu kesimler artık söz sahibi olacak. Devrim niteliğindeki bu değişime evet mi?
Adanalı Mehmet kardeşim, 12 Eylül’de evet oyu vererek toplu iş sözleşmesi hakkına kavuşacaksın. Adanalı emekli kardeşim, 12 Eylül’de evet diyerek memurların toplu iş sözleşmesinden yararlanma hakkına kavuşacaksın. Türkiye’yi şaha kaldıracak bu değişime evet mi?
2001 yılında bir Anayasa değişikliği yapıldı o gün işçi kesiminin, işveren kesiminin, esnaf kesiminin temsilcisi örgütler bir araya geldiler. Çarşaf çarşaf gazetelere ilan vererek, Anayasa değişikliğini desteklediklerini duyurdular şimdi onların sesi çıkıyor mu? Onların sesini duyuyoruz değil mi?
Sevgili Adanalılar, önemli değil çünkü asıl olan sizsizin siz. Millet, siz varsanız onlar var, siz yoksanız onlar yok. Biz sizlerle gurur duyuyoruz.
Sevgili Adanalı kardeşlerim, millet olarak tüm İslam dünyası olarak mübarek bir ayı Ramazan ayını karşılamaya hazırlanıyoruz. Ramazan, sevginin, kardeşliğin, en önemlisi de dayanışmanın ve paylaşmanın hayatımızın her zerresine işlediği, hayatımızı adeta güzelliği ile kuşattığı bir aydır. Bu Ramazan’da kardeşliğimizi, özellikle yüceltelim. Bu Ramazanda, dayanışmaya, paylaşmaya daha bir hassasiyet gösterelim. Bizim medeniyetimiz, sevgi medeniyetidir. Bizim medeniyetimiz, kardeşlik medeniyetidir. Bazı fitne odakları bazı ilçelerimizde kirli tezgahlarını, kirli senaryolarını uygulamaya koydular, koymak istediler. Şunu unutmayın: Bizim öfkelenmemizi istiyorlar, bizim hiddetlenmemizi istiyorlar, bizi sağduyudan uzaklaştırmak, sokağa dökmek istiyorlar. Bu tuzağa tarih boyunca düşmedik. Allah’ın izniyle bugün de düşmeyeceğiz, bundan sonra da düşmeyeceğiz. Zira biz Türküyle, Kürdüyle, Arabıyla, Lazıyla, Çerkeziyle, Gürcüsüyle, Romanıyla, Boşnağıyla, tüm kardeşlerimizi yaratılanı severiz Yaradan’dan ötürü anlayışıyla seviyoruz. Biz böyle bir medeniyetin mensuplarıyız. Kardeşine kem gözle bakan fitnecilerin tuzağına düşer. Sokağa dökülüp cam-çerçeve kıran fesat odaklarının tuzağına düşer. Öfkesine hakim olamayan, sağduyuyu elden bırakan, açık söylüyorum; terör örgütünün oyununa gelir. İşte onun için fitnecilere inat, aramıza nifak sokmaya çalışan terör örgütüne inat biz kardeşlik diyeceğiz, biz dayanışma diyeceğiz, birlik diyeceğiz, beraberlik diyeceğiz, bütünlük diyeceğiz. MHP yönetimi kendi şahsi çıkarı için varsın gerginlik çıkarmaya çalışsın. Lütfen MHP’ye gönül veren kardeşlerim uyanık olsun. CHP yönetimi üç tane oy için, koltuk sevdası için varsın hakaretlerle, yalanlarla, iftiralarla ortamı germeye çalışsın. Ama, CHP’ye oy veren kardeşim sağduyulu olsun. Öfkenin, hiddetin, sokağa dökülmenin kimin işine yarayacağını, kimin ekmeğine yağ süreceğini herkes lütfen iyi düşünsün. Bakınız geçenlerde İngiltere Başbakanı buradaydı. İngiltere Başbakanı dedi ki, biz terörle mücadeleyi muhalefetle beraber aştık. Aynı şekilde İspanya Başbakanı, biz terörle mücadeleyi muhalefetle beraber aştık. Bizde terörle mücadele konusunda siz muhalefetin iktidarın yanında olduğunu hiç gördünüz mü? Bunların böyle bir derdi yok. Çünkü bunların derdi şu: terör ne kadar azarsa AK PARTi’yi yıpratırız, derdi bu. Fakat bu art düşüncelerinde başarılı olamadılar, olamayacaklar. Ve polisimizi şehit eden zihniyet ne kadar tehlikeliyse, polis araçlarını ateşe veren, polis merkezlerini taşa tutan zihniyet de o kadar yanlış yapmaktadır. Lütfen tüm vatandaşlarımız oynanan oyunu görsün. Aklıselimi elden bırakmasın. Kim ne derse desin, biz Türkiye için çalışmaya devam edeceğiz, her şey Türkiye için diyeceğiz. Biz Türkiye’yi büyütmeye, Türkiye’nin itibarını artırmaya devam edeceğiz. Allah’ın izniyle Türkiye’de çok güzel şeyler oldu, çok güzel gelişmeler yaşanacak. Tek tek 81 vilayetimiz gibi Adana da bu güzel gelişmelerden nasibini aldı, almaya da devam ediyor.
Bakınız değerli kardeşlerim, Hükümet olarak 7,5 yılda ben bazı özet başlıklar vereceğim. Bugün çünkü bir seçim kampanyasında değiliz, bu bir halk oylaması, bunun için huzurunuzdayız. Ama bazıları gelip ne yaptı diye soruyorlar, en azından benim vatandaşım bazı şeyleri bilsin. Hükümet bugüne kadar Adana’ya neler yaptığını kısa başlıklarla size vereyim. Bundan sonra da neler yapacağını kısaca şöyle ifade edeceğim:
Bakınız eğitimde, sağlıkta, adalette, emniyette değerli kardeşlerim, çok önemli adımlar attık. Bakınız sadece eğitimde Adana’da iktidarımız döneminde 3837 dersliğin yapımını tamamladık. Değerli kardeşlerim, Çukurova Üniversitesi bizim dönemimizde büyüdü. Üniversite bünyesinde Hukuk Fakültesi, İletişim Fakültesi ve Ceyhan Mühendislik Fakültesi olmak üzere 3 fakülte, 1 yüksekokul ve 1 araştırma uygulama merkezi bu dönemde hizmete girdi.
Değerli kardeşlerim, kitaplar ücretsiz olarak veriliyor mu? Veriliyor. Sağlık mensubu arkadaşlarım… Biz sizlerle gurur duyuyoruz.
Değerli kardeşlerim, ilköğretimde erkek öğrencilere biliyorsunuz yoksul ailelerde 20 lira veriyoruz. Kız öğrencilere 25 lira veriyoruz. Ortaöğretimde erkek öğrencilere 35 lira veriyoruz, kız öğrencilere 45 lira veriyoruz. Parayı kime veriyoruz, kime veriyoruz? Anneye veriyoruz. Babaya değil, niye? Babaya versek duman olup gidecek. Biz kirli hava istemiyoruz. Onun için anneye veriyoruz ki yerini bulsun.
Değerli kardeşlerim, sağlıkta şu ana kadar Adana’ya ne kadar yatırım yaptık biliyor musunuz? 284 milyon Türk Lirası, yani eski rakamla 284 trilyon yatırım yaptık Adana’ya 7,5 yılda. 300 yataklı Seyhan Devlet Hastanesi, 112 yataklı Fatma Kemal Timuçin Kalp Merkezi, 25 yataklı Tufanbeyli Devlet Hastanesi, 50 yataklı Pozantı Devlet Hastanesi, Kozan Devlet Hastanesi Ek Binası ve 3 adet sağlık ocağını tamamladık, hizmete açtık. Bunun yanında Ceyhan Devlet Hastanesi Diyaliz Ünitesi, Çukurova Devlet Hastanesi Ek Binası, Yüreğir Diş Tedavi ve Protez Merkezi, Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi, 12 adet sağlık ocağı, 1 adet aile sağlığı merkeziyle bir adet sağlık evinin yapımını başlattık ve süratle tamamlayıp hizmete açtık.
Adana’da Mayıs 2008 itibariyle aile hekimliğine geçtik. İstediğinizde kapısını çalabileceğiniz, istediğinizde telefonla danışabileceğiniz, üstelik hiç bir ücret ödemeyeceğiniz ailenize özel doktorunuz var; bunu bilmenizi istiyorum.
Adaleti daha da güçlendirdik. Ve bugün yargı… Yargı, bizler görevimizi yaptık, bundan sonrası yargıya aittir. Herhalde niye aday yapmadığımı takdir edersiniz. Teferruatını anlatmayacağım gerek yok, teferruatını anlatmayacağım gerek yok.
Adana… Sevgili kardeşlerim, bundan sonrası yargıya aittir. Yargı, adil kararını verdiği sürece ne ala. Vermezse tarih affetmeyecektir. Daha fazla konuşmayacağım. Sağlıkta değerli kardeşlerim, artık istediğin hastaneye gidiyor musun? İlacını istediğin eczaneden alabiliyor musun? Ne çileler çektirdiler bize ah ah, giderdik hastaneye bekle bekle bekle. Ve enteresan, reçeteyi uzatırsın ilacın 2′si var 3′ü yok, 3′ü var 2′si yok. Ne yapacağım? Git eczaneden al. Ama şimdi istediğin eczaneden al, hepsini al; buraya geldik, buraya geldik.
Ve değerli kardeşlerim, daha da iyi olacak ve bunlarla birlikte sevgili kardeşlerim… Sağ olun, sağ olun.
Sevgili Adanalı kardeşlerim, bakınız bu öyle bir adım ki, bu öyle bir adım ki, eskiden hastanelerimizde 6 kişilik, 8 kişilik, 10 kişilik koğuş tipi odalar vardı. Orada ne yoktu? Tuvalet bile yoktu. Gidiyorsun koskoca koridorda bir tuvalet, banyosu farklı, sağlam girsen hasta çıkarsın. Ama şimdi bir yataklı odalar, iki yataklı odalar, tuvaleti, banyosu, her şeyi içinde, bu hale geldik, daha iyi olacak. Benim Ayşe’me, Fatma’ma bu modern hastaneler gerekmez miydi? İşte bunu yaptık. Biz sizin hizmetkarınız olmaya geldik, efendiniz olmaya değil.
Değerli kardeşlerim, Adana’da toplu konut olarak çok büyük icraatımız oldu. Bakınız, 10774 konut inşaatı başlattık ve 9523 konutu sahiplerine teslim ettik 10 yıl, 15 yıl, 20 yıl vadeyle, daha da yapacağız, daha da yapacağız.
Ulaştırma alanında Adana’mızı ihmal etmedik. 79 senede Adana’ya 262 kilometre bölünmüş yol yapılmışken değerli kardeşlerim, biz buna 7 yılda 59 kilometre ilave ettik. Farkımız bu. Yani onların yılına 3 kilometre düşüyor, bizim ise yılımıza yaklaşık 9 kilometre düşüyor. Fark bu. Böylece bölünmüş yol 321 kilometreye çıktı.
Adana Havalimanımızda -medya buraya dikkat etsin- 2002 yılında 686 bin yolcu seyahat ediyordu, 2009′da, geçen yıl kaç kişi seyahat etti biliyor musunuz? 2 milyon 482 bin 400 kişi seyahat etti. Halep oradaysa arşın Adana’da, yani artış yüzde 261. Mevcut havalimanında gelen yolcu terminal binasını genişletme çalışmalarına devam ediyoruz. Adana o zaman havayolu taşımacılığında çok daha ileri mesafelere inşallah kavuşmuş olacak.
Tarımda değerli kardeşlerim, Cumhuriyet tarihinin en büyük desteğini verdik. Sağ olun. 2003-2010 döneminde Adana’da toplam verdiğimiz destek 1 milyar 87 milyon, eski rakamla 1 katrilyon 87 trilyon, bu desteği verdik. 2002′de, yani MHP-DSP-ANAP döneminde tarıma verilen destek ne biliyor musunuz? 57 milyoncuk. 57 milyoncuk. 2010 yılının sadece ilk 6 ayında 96 milyon Türk Lirası biz destek verdik; fark bu. Mazot, kimyevi gübre, buna girmeyeceğim. Ancak 2003 yılında Adana’da çiftçilerimize toplamda 681 milyon Türk Lirası prim desteği verdik. 2002′de bu neydi biliyor musunuz? MHP-DSP döneminde, 600 binlerle konuşulan bir rakam. 2002′de sadece 617 bin lira olan hayvancılık desteğini 2010 yılının ilk 6 ayında 15 kat artırdık ve 9 milyon Türk Lirasına çıkardık.
Adana’ya 2003-2010 arasında hayvancılık desteği olarak, 45 milyon Türk Lirası verdik, eski rakamla 45 trilyon.
Değerli kardeşlerim, Ziraat Bankası 2002 yılında MHP-DSP-ANAP döneminde -bakınız çok enteresandır- çiftçilerimize ne kadar kredi sağlamış biliyor musunuz? 10 milyon Türk Lirası. 2010 yılında biz ne sağlamışız? 45 kat artırarak 472 milyon Türk Lirası kredi vermişiz.
Sevgili Adanalılar, değerli kardeşlerim; bakınız 2002 yılında sigortalı sayısı neydi biliyor musunuz Adana’da? 122 bin kişi. 2010 yılında şu anda 196 bin kişi sigortalı var; 122-196.
Değerli kardeşlerim, bakınız işletmeler kapanıyor diyorlar ya bu MHP’liler, CHP’liler. Size bir rakam veriyorum, 2002 yılında toplam işletme sayısı 20 bin 475. Bakınız, şu anda 2010 itibariyle bu nereye çıktı biliyor musunuz? 29 bin 531; gerilemiyor, 9 bin küsur artıyor. Artış oranı yüzde 44. Bakınız burada vakıflar aracılığıyla tarihi eserlerden 41 adet eseri restore ettik. Ramazanoğlu Konağını onararak Kültür Merkezi haline getirdik.
Sevgili Adanalılar, değerli kardeşlerim; 12 Eylül inşallah Türkiye için de, Adana için de bir milat olacak. Diyorum ki, gelin hep birlikte evet diyelim. Bembeyaz yeni bir sayfa açalım. Tekrar ediyorum, her evet demokrasiye davettir, her evet adalete davettir, her evet özgürlüğe davettir, hukuka davettir Biz Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak üzerimize düşeni yaptık. Biz sizin bize yüklediğiniz emanetin hakkını verdik. Şimdi evet söz sizde, evet karar sizde. Sevdamız millet, kararımız… Sevdamız millet, kararımız… Sevdamız millet, oyumuz… Evet şimdi ahdimize hazır mıyız, ahdimize hazır mıyız? Peki bayrakları şöyle bir göreyim, hepsini göreyim, şöyle bir kalksın bakalım, çok canlı olacak. Türkiye bunu takip etsin.
Beraber yürüdük biz bu yollarda. Fakat bu bana az geldi. Çok daha farklı olması lazım. Beraber yürüdük biz bu yollarda. Beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda bana her şey sizi hatırlatıyor. Bana her şey sizi hatırlatıyor. Bana her şey sizi hatırlatıyor. Günümüz kutlu olsun. 12 Eylül hayırlı olsun. Sandıklar evet’le dolsun.